“Macfarlane
Tıbbiye’yi ziyaretinde daha başka sürprizlerle de karşılaştı. Anlattıkları bize,
Mahmut’un açtığı çığırın nasıl çok geçmeden meyvelerini vermeye başladığını
gösterir. Onun anlattıklarına göre, okulda Paris, Londra ve Viyana’da bulunabilecek
en yeni araçlar vardı. Küçük, fakat iyi bir bitki koleksiyonu, bir tabiat
müzesi, jeolojik örnekler koleksiyonu, çok yeterli bir tıp kitaplığı, elektrik
aletleri, pil bataryaları, hidrolik basınç aletleri, fizik bilimlerinde
deneyler için gerekli bütün araçlarla donatılmış bir laboratuvar vardı. Uzun ve
havadar bir galeride Paris’te ve Viyana’da yapılmış botanik gravürleri ve
renkli resimler vardı. Ayrıca bir de kimya laboratuvarı vardı. MacFarlane
kitaplığı incelediğini, kitapların çoğunun Fransızca olduğunu söyler; ancak bu
kitaplar arasında hiç sevmediği Fransız Devrimi’ni hazırlayan ünlü materyalist
filozofların kitaplarının bulunduğu ve okunduğunu gördüğü zaman büsbütün
şaşırmıştı. ‘Çoktan beri bu kadar düpedüz materyalizm kitapları toplayan bir
koleksiyon görmemiştim’ der. ‘Genç bir Türk, oturmuş dinsizliğin el kitabı olan
‘Systeme de la nature’ü okuyordu (Baron d’Holbach’ın eseri), bir başka öğrenci
Diderot’un ‘Jacques le fataliste’inden, ‘Le compere Macheu’den parçalar
okuyarak marifetini gösteriyordu… Raflarda Cabanis’in (öteki ünlü Fransız
materyalisti) ‘Rapports du physique et du moral de l’homme’ adlı eseri göze
çarpacak bir yer almıştı.”
Kaynak: Niyazi Berkes. Türkiye’de
Çağdaşlaşma. (Yayına Hazırlayan Ahmet Kuyaş). Yapı Kredi Yayınları.
İstanbul;2014:232.
Temmuz ayının son günlerini yaşıyoruz. Üniversite sınavının sonuçları belli oldu. Öğrenciler ve aileler tercih heyecanı ve telaşı yaşıyorlar. Sıralamada üst sıralarda olan birçok öğrenci tıp fakültesini tercih ederek hekimlik mesleğine adım atacak. Öğrencilik hayatımla birlikte 35 yıldır bu zanaatın bir üyesiyim. Başlangıçta çok zorlandım ancak yola tekrar çıkma şansım olsa ve yaşadığım zorlukları bilsem bile yine aynı yola çıkarım. Tababet bu dünyanın en ayrıcalıklı zanaatlarından biri.
Bununla birlikte çok zor ve meşakkatli bir yol olduğunu da kabul ediyorum. Özellikle ailesinin zoruyla bu yola girecek olanların ilk yıllarda ne kadar üzüldüğünü tıp eğitimcisi olarak defalarca gözlemlediğimi söylemeliyim.
Bizim ülkemizde üniversite sınavı sıralamasındaki yeri nedeniyle tıp öğrencilerinin okumaya çok hevesli olduğu şeklinde mesnetsiz bir yargı bulunmaktadır. Benim 20 yılı aşkın gözlemim bunun çok da doğru olmadığı yönündedir. Tıp öğrencileri sınavları başarıyla geçmede çok yetenekliler. Özellikle test şeklinde ve fotoğrafik hafızaya yönelik sınavlarda onlarla yarışabilecek çok az meslek grubu bulunmaktadır.
Öte yandan okul sınırları dışında üzerine bir şeyler ekleme kaygısı yoksa bu beceri o kadar da önemli değildir. Mevcut beceri ve vasat eğitimle ancak hastaları tedavi edebilen bir zanaatkar olunabilir, hepsi o kadar...
Bu nedenle okul dışında bilgi kaynakları aranmalı ve farklı mecralardan beslenmeye çalışılmalıdır. Aslında hepimiz bu konuda oldukça şanslı bir zamanda yaşıyoruz. Cep telefonları, yapay zeka programlarıyla birlikte bizi entelektüel olarak zenginleştirmeye hazır biçimde beklemektedir. Kaldı ki hekimler tarih boyunca kaynakların az olduğu dönemlerde bile kendilerini zenginleştirecek kitaplara ulaşmayı bilmişlerdir. Yukarıdaki metin 19. yüzyıl ortasında, İstanbul'daki Tıbbiye'de öğrencilerin zengin ve farklı kaynaklardan okuma yaptıklarına dair güzel bir anekdottur.
Yapay zeka, insanların bilgiye ulaşma hızını tarih boyunca olmadığı kadar hızlandırmıştır. Ancak insan aklının eğitimi, entelektüel gelişimi için halen uzun uzun okumaya ve yazmaya ihtiyacı vardır. Tıbbiyeyi seçen öğrenciler, yüksek puan almış ve bundan sonra çok zor bir eğitimi başaracak olsalar da bu onların münevver olmaları için yeterli olamayacaktır.
İyi bir hekim olmak ve hekimliğin zanaat dışındaki tarihi misyonlarını yüklenmek isteyen gençlerin, okul dışındaki entelektüel faaliyetlere en az okul kadar zaman ayırmaları gerekmektedir.
Genç arkadaşlarımız, yalnızca günümüz Milli Eğitim Bakanlığının eğitimlerine maruz kalıyorlarsa bilsinler ki cahil kalacaklardır. Eğer okullarında bakanlığın müfredatı dışındaki kaynaklara yönlendiren idealist öğretmenleri yoksa ya da ailelerinde okumak, düşünmek sıradan bir eylem değilse ders çalışmak dışında bir entelektüel becerileri olamayacaktır. Bir de toplumun okumayı küçük gören hastalığına tutulmuşlarsa cahil olmalarının yanında gafil de olacaklarına emin olabilirler...
Ben yaklaşık 25 yıllık tıp eğitimcisiyim, okumayı tıp fakültesini bitirdikten sonra, keyfine varmayı ise doçentlik sınavından sonra öğrendim. Dolayısıyla yıllarım cahilliğimi anlayamadan geçip gitti. Şimdi açığı kapatmak için çabalıyorum...
Bu nedenle de tıp öğrencisi olmaya çalışanlara ya da olanlara naçizane kitaplar öneriyorum. Önereceğim kaynaklar çoğunlukla tıp tarihi ile ilgili olacak. Ancak iyi bir entelektüel olmak isteyen tıp öğrencisinin 200 yıl önceki tıbbiyedeki öncülerinin yaptığı gibi dünya literatüründen ne bulurlarsa okumaları zorunluluktur.
Burada genç arkadaşlarımızın gözünü korkutmamak için yalnızca üç kitap önereceğim. Özellikle ilk kitap her tıp öğrencisi tarafından birkaç defa okunmalıdır. Ancak okunması gereken kitaplar bu kadar değildir. Yine de öğrencilerimizin okumaktan ne kadar korktuklarını bildiğim için kitap sayısını sınırladım. Fazlasını merak edenler için arkaya biraz daha geniş bir liste sundum. Zaten okumaktan keyif almayı becerebilen çocuklar kitaplara kendileri ulaşabiliyor.
Bu bölümde sadece kitapla yetinmedim. Hem Y-Z kuşağının görsel sanatlara olan ilgisini hem de sinema sanatının gücünü bildiğimden, tıp tarihi ile ilgili filmler de önerdim. Bulabildiklerimin youtube linkini koydum. Bulamadıklarımın yalnızca fragmanı bulunmakta.
Buradaki kitap ve filmler benim okuyabildiğim ve izleyebildiğim kadarı. O yüzden çok fazla değil. Umudum genç arkadaşların hem hekimlik mesleğine olan heyecanlarını arttırmak hem de okumak ve izlemekle ilgili motivasyonlarını güçlendirmek. Böylece onlar benim önerdiğimden çok daha fazla kitap okuyabilir ya da film izleyebilir ve mesleklerini başarıyla yerine getiren entelektüellere dönüşebilirler.
Ne diyelim; iyi okumalar ve seyirler...
İlk kitap yalnızca tıp öğrencilerinin değil, fen ve sağlık bilimleri ve bilim tarihi ile ilgilenen herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap: "Mikrobun Keşfi: Hastalıklar Hakkında Düşüncelerimizi Değiştiren Yirmi Yıl".
Kitabın yazarı "John Waller", Türkçe çevirisi "Fahri Öz" tarafından yapılmış. Kitap Hipokrat ve Galen'den günümüze modern tıp paradigmasının nasıl ortaya çıktığını anlatıyor. Bu haliyle yalnızca tıp tarihi için değil, bilim tarihi okumaları için de eşsiz bir baş ucu kitabı. İlk baskısı TÜBİTAK tarafından yapılan kitabın ikinci baskısı Fol Kitap tarafından 2022 yılında yapıldı. TÜBİTAK'ın bu kitabın ikinci baskısını yapmaması büyük talihsizlik. Ülkede bilimin kökleşmesini isteyen devlet kurumunun bu kitabı her yıl binlerce basıp liselere ücretsiz bir şekilde göndermesi gerekmektedir. Bu kitabın lise öğrencilerine okutulması eminim ki biyoloji, kimya, tıp, sağlık gibi alanlarda çalışmak isteyen öğrenci sayısını arttıracaktır.
Tıp fakültesini tercih edecek öğrencilerin okullarının başladığı Eylül ayı sonuna kadar bu kitabı en az bir kez okumalarını öneriyorum.
https://www.folkitap.com/mikrobun-kesfi
Diğer iki kitap, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları serisinden. Türkiye İş Bankası, son yıllarda "Bilim Dizisi" başlığı altında oldukça güzel bir yayıncılığa imza atıyor. Yayınevi Cumhuriyet'in ilk yıllarında basılan "Hasan Ali Yücel Klasikleri"ni de yeniden basarak ülkemizin entelektüel birikimine eşsiz bir katkı sunuyor.
https://www.iskultur.com.tr/kitap/bilim-dizisi
https://www.iskultur.com.tr/kitap/hasan-ali-yucel-klasikleri
Bu bölümde Bilim Dizisi'nden iki kitabı önereceğim. Birincisi; "Sağlığın Tarihi - Uzayan Ömrümüz ve Geleceğimiz". "Jean-David Zeitoun" tarafından kaleme alınan kitabın çevirisi "Yonca Aşçı Dalar" tarafından yapılmıştır. Kitap tarih öncesi dönemden başlayarak günümüze kadar insanlık tarihinin hangi duraklardan geçerek geldiğini ve sağlığın bundan nasıl etkilendiğini eşsiz bir anlatımla sunmaktadır. Tarih kitabı şeklinde bir anlatım sunduğu için öğrenciler için sürekli kullanılabilecek bir kaynak niteliği taşımaktadır. Bu kitap tıp eğitimi esnasında en az bir kez okunmalıdır.
Bu seriden önereceğim bir diğer kitap: "Tıbbın Öyküsü". "Cumhur Ertekin" tarafından kaleme alınmış olan bu kitap antik dönemlerden günümüze kadar farklı toplumlardaki tıbbi pratiklerin gelişimini ve günümüz tıbbına olan etkisini anlatıyor. "Sağlığın Tarihi" kitabını farklı bir pencereden tamamlayan eser, tıp öğrencileri için eşsiz bir başucu kitapları arasında yer almaya aday niteliktedir. Tıp Fakültesi, bu kitabı en az bir kez okumadan asla bitirilmemelidir.
Tıp tarihi sinema sanatı için de çok canlı malzeme sunuyor. Hekimlerin ya da hastaların öykülerini anlatan o kadar çok film var ki tıp öğrencileri bu konuda hiçbir zaman eksiklik hissetmeyecektir. Tıp tarihi ile ilgili filmlerin bazıları belgesel tarzında gerçek öyküleri anlatmaya çalışırken bazıları da kurgu hikâyeler sunmaktadır. Gerçek olanlar öğrenciler için bilgilendirici özellikleri ile öne çıkarken kurgu filmler daha çok ilham verici özellikleriyle izlenmelidir.
Önereceğim filmler içinde ilk sırada "The Physician" isimli "İbn-i Sina: Hekim" yer almaktadır. Film "Noah Gordon" tarafından yazılan "The Physcian" isimli eserinden uyarlanmıştır. Film İngiliz Alman ortak yapımı olup 2013 yılında vizyona girmiştir. Yönetmeni "Philipp Stölzl"dür. Orta Çağ İngiltere'sinde hekimlik öğrenmek amacıyla gizemli doğuya yolculuk yapan gencin hikayesini anlatır. Tamamen kurgusal bir biraz da anakronik zeminde hazırlanmış olsa da hekimlik mesleği açısından son derece ilham verici bir filmdir.
İkinci sırada 20. yüzyılda tarihini seyrini etkileyen bir ilacın öyküsünü anlatan film yer almaktadır. Belgesel tazında da hazırlanan bu film "Breaking The Mould The Story of Penicilin" dir. İsminden de anlaşılacağı gibi film bugün birçok enfeksiyon hastalığının insanlığın gündeminden çıkaran Penisilin ilacının geliştirilmesinin öyküsünü anlatmaktadır. Film, bir ilaç öyküsü ya da dramatik kurgusunun yanında, tıbbi tedavinin insanlara uygulanmasına kadar ne kadar titizlik ve zorlukla hazırlandığını anlatması açısından da değerlidir. Filmin senaristi "Kate Brooke", yönetmeni "Peter Hoar" dır.
Bir diğer film Alman bilim insanı Dr.Paul Erlich'in (1854-1915) çalışmalarının öyküsünü anlatan "Dr.Ehrich's Magic Bullet", "Dr.Ehrilch'in Sihirli Mermisi" isimli filmidir. "William Dieterle" tarafından yönetilen film tıp tarihinin çığır açan keşif süreçlerinden birini etkileyici bir biçimde sunmaktadır.
"Louis Pasteur (1822-1895)"u tanımayan yoktur herhalde. Kendisi bir kimyager ancak tıp tarihinin en önemli keşif ve icatlarına imza atmış bilim insanıdır. Bilim dünyasında paradigma değiştiren nadir isimlerden biridir Pasteur. Doktorası kimya alanında olmasına rağmen çalışmalarıyla mikrobiyolog olarak bilinir. Bir sonraki film onun hikâyesini anlatmaktadır: "The Story of Louis Pasteur". Williem Dieterle tarafından yönetilen 1936 yılı yapımı film Pasteur'un bilimsel çalışmalarını yürütmesi esnasında ne gibi zorluklar ve tutuculuklarla mücadele etmek zorunda kaldığını anlatıyor. Belgesel tarzında da olsa tıbba yeni başlayanlar için ilham verici bir özelliği bulunmaktadır.
Sıradaki film cerrah olmak isteyenler için ilham verici gerçek bir olayı anlatıyor: "Something the Lord Made", "Tanrı'yı oynayanlar". Gerçek bir hikayeden esinlenen belgesel tarzındaki film 20.yüzyıldaki en önemli cerrahi keşfi anlatmaktadır. Film Vivien Thomas (1910-1985), kalp cerrahisinin öncüsü olan Alfred Blalock (1899-1964) fallot tetralojisi-mavi bebek sendromu için geliştirdikleri tekniğin öyküsünü anlatmaktadır. 2004 yılı yapımı olan filmin yönetmeni Joseph Sargent'tir. Cerrah olmayı hayal eden tıp öğrencileri için film mutlaka izlenmesi gerekenler arasında yer almaktadır.
Bir başka film ise efsane oyuncu Robin Williams'ın başrollerini oynadığı "Patch Adams". Yönetmenliğini "Tom Shadyac"ın yaptığı film 1999 yılı yapımı. Senaryosu Hunter Doherty Adams ve Maureen Maylender'ın kitaplarından Steve Oederkerk tarafından kaleme alınan filmde intihara eğilimli birinin tıp eğitimi alması sonucu ortaya çıkan çelişkileri komedi unsurları kullanarak anlatıyor. Modern tıbbın çelişkilerini çarpıcı şekilde sunan film hekim adayları için son derece etkileyici bir anlatım diline sahip.
Bildiğim kadarıyla film Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi birinci sınıf öğrencilerinin eğitiminde kullanılmaktadır.
Filmlerden ilki AIDS hastalığının hikâyesini anlatmaktadır: "And the Band Played On", "Ve Orkestra Çalmaya Devam Etti". Film 1993 yılı yapımı, yönetmeni "Roger Spottiswoode". Amerika Birleşik Devlet'lerinde 1981 yılında san Fransico'da nadir görülen bir akciğer hastalığı salgınının pandemiye dönen öyküsünü anlatmaktadır. Film içinde birçok küçük öykücükleri barındırmaktadır. Bir salgınla başa çıkmak için gerekli epidemiyolojik mücadele sürecinin yönetimi, ilaç firmalarının ahlaki çıkmazları, hastalık nedeniyle farklı cinsel yönelimlere yönelik ağır tutucu ve insanlık dışı yaklaşımlar, bilim insanlarının etik sınırları zorlayan hırsları filmin içinde yer alan alt konular arasında. Bu film özellikle mikrobiyoloji ve epidemiyoloji derslerini aldıktan sonra tekrar tekrar izlenmelidir.
https://www.bluezones.com/documentary/

















Yorumlar
Yorum Gönder